Ana içeriğe atla

Kayıtlar

YÖNETİCİLER İÇİN ORGANİK TAKTİKLER* :)

Doğada aslında bence hemen herşeyin kuralı var. O nedenle bilgiyi/deneyimi çok da uzakta aramaya gerek var mı diye hep düşünmüşümdür. Yoksa siz de mi? Hatta ekip yönetmenin de kurallarını doğada bulabiliriz desek sanırım yanılmış olmayız. Evet, evet doğru duydunuz: "Sırf doğaya bakıp feyz alsak ve iş hayatımıza uygulasak bile iyi bir yönetici olabiliriz" diyorum. "Yok artık" mı diyorsunuz? Hadi buyurun beraber bir bakalım, sonunda kim yanılıyor ondan sonra karar verelim isterseniz? Bazılarımız azıcık peşin hükümlü müyüz ne? ;) Hadi birkaç küçük deneyle başlayalım. Mesela herhangi bir yumurtayı bir elimize alıyoruz. Aldık mı? Şimdi biraz fazlaca tam ortasından tutarak sıkalım. Ahh tamam işte ne oldu? Ayy üstün başın mı battı? Yazıkk!:) Bir de taşı sıkmayı deneyelim bakalım ne olacak? Ne? Elin acıdı ama taş bana mısın demedi mi? :) Evinizde hiç çiçek, bikti baktın/beslediniz mi? Çoğumuz evet diyecektir. Eğer yapmadıysak bu defalık aynı çiçekten lütfen iki t...

ÇAKICI SATICI SAVAR:)

"Çakıcı satıcı savar de ne yahu?" diyenleri duyar gibiyim. Yalan makinesi gibi bir makine mi icat edildi gibi aklınızda deli sorular mı oluştu? Durun 6 aylık mıyız yahu? Azıcık sabır lütfen! 1-2 dk sonra okuyunca hep beraber daha iyi anlayacağız.;) İster iş ister özel hayatımızda, ama kurum adına ama bireysel olarak, kah iş yeri ya da evimize gelen o tabiri caizse canti giyimli hatta çoğu zaman şeytan tüyü var dedirten cinsten satışçıdan, kah bir mağazadaki prezantabıl,ağzı iyi laf yapan azıcık da belki yapışkan tezgahtar/satışçıdan kah da telefonla bizi arayan o bazen büyüleyici sesli danışman arkadaştan hepimiz sürekli birşeyler satın almıyor muyuz? Herkes ama herkes hayatta bir şey satın alan taraf olmuyor mu? Oluyormuş. O zaman bu cepte dursun. Hani ilkokulda öğretilen hepimizin hatırlayacağı nar ile ilgili bir tekerleme vardı. "Pazardan aldım bir tane, eve geldim bin tane. Bilin bakalım bu nedir?" Peki gerçek dünyada bir şeyler satın aldıktan sonra eve/...

D-E-M-O-T-İ-V-A-S-Y-O-N (iki)

Hep merak etmişimdir: Demotivatörlük sadece yöneticiler, patronlar, müdürlere has bir meziyet mi? Ne yani, çalışan kesimi de bu çok özel beceriye sahip olamaz mı? Eğer olabiliyorsa bunun için ne yapması lazım? Herşeyin başında öncelikle müdür/ yönetici de bir insan diyenlere inat onun bir android (evreni ele geçirmesinden korkulup üzerine çokça film,roman hitaf edilmiş insansı robotlar:) olduğu gerçeğini iyi özümseyeceksin. Bunu kabullenmezsen, diğer şeylerin de pek önemi olmayabilir, bizden söylemesi. Hal böyleyken sorarım sana. Bir makinenin bir çalışan gibi insani duyguları, ihtiyaçları olabilir mi? Velev ki boyu benzedi diye işlevi de aynı mı olacak? :) Koca bir hayırrrr.!  O halde niye ekip için ya da senin için yaptığı iyi şeylerde ona teşekkür edesin, arada bir onu övesin ki? Bu zaten onun görevi değil mi? Üstelik pohpohlayınca ya o yumuşacık yerleri iyice bulutların üstüne çıkarsa? Öte yandan düşüyorsa da kendi kalksın, sanane?! Bir üstüyle, patronla ters düştüğünde...

SATIŞ MÜDÜRLERİ için 4 Farklı SATICI TİPİ ve Onları Yönetme Taktikleri

Gerek ekip yönetiminde, gerekse de özelinde satış ekibi yönetirken her satıcıya ve takım arkadaşımıza sizce aynı şekilde mi davranmak lazım? Siz de bazı durumlarda veya bazı tip satıcılara nasıl yaklaşacağınıza pek emin olamıyor musunuz? Gelin o zaman satıcı tiplerini ve karşılaştığımız satıcılarla ilgili senaryoları gruplamaya, ona göre de hep beraber nasıl yaklaşabileceğimize karar vermeye çalışalım, ne dersiniz? Deneyimlerle sabit kendi iş hayatımızda sıkça karşılaştığımız durumları ve ciddi faydasını gördüğümüz yaklaşım tarzlarını 4 grupta özetlemeye çalışacağız. Umarız ufacık da olsa kafanızda bir ışık yakabiliriz? Belki bazı yöneticilerin farklı yoğurt yiyişleri olabilir. Saygı duyarız. Bizden paylaşması. Hatta "ben herşeyin en iyisini bilirim, kırk yıllık yöneticiyim senden mi öğreneceğim" diyenler de belki çıkacaktır. Ne diyeyim, umuyorum rakamlarınız tutmaya devam eder de birgün yerinize daha iyi bir yöneticiyi patronunuz getirmez! Bize de ancak sizin için e...

NASIL BİR SATIŞÇI SİZE BİR ŞEY SATABİLİR?

Ya da nasıl bir satışçıdan GÖZÜNÜZ KAPALI BİRŞEY SATIN ALIRSINIZ? Başarılı bir satışçı ya da satış yöneticisi olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Ya daha iyisi olmanız için fırsatlar varsa?  Yoksa mevcut satış başarınızdan memnun değil misiniz? Veya da bu işe yeni başladınız hatta yakında başlamayı düşünüyor da olabilir ve kara kara satış alanında deneyimsiz olduğunuzu düşünüyor ve ne yapacağınızı bilemiyor olabilir misiniz?   O halde size birkaç soru: Her şeyden önce hayatın her alanında kendinizin de sürekli birşeyler satın alan taraf olduğunu hiç düşündünüz mü? Peki gelişimin en kolay yolu olarak birşeyler satın alırken kendinizi şu açılardan gözlemliyor musunuz? "Bana nasıl yaklaşılırsa bir şey satın alıyorum? Neler yapılır ya da yapılmazsa ben birşey satın almaktan vazgeçiyorum? Bir satışçı ne yaparsa ben gözüm kapalı bir şey alırım? Nasıl bir satışçı bana birşeyler satabilir? İşte size yılların deneyimini iş...

ÖLMEDEN ÖNCE ÖĞRENİLMESİ? GEREKEN 5 FİLM:

Kimimiz için bir tutkudur film ve her fırsatta takip ederiz. Kimimiz de ara sıra izleriz lakin hiç film izlemeyen ve film izlemeyi sevmeyen herhalde yoktur? Peki hemen soralım filmi kulaklarımızla mı izliyoruz, yoksa gözlerimizle mi? 5+1 ses sistemi gibi tüm duyularıyla izleyen acaba var mı? Sadece gerilmek, üzülmek, gülmek, heyacan hatta eğlence için mi sinemaya gidiyoruz? Mesela öğrenmek, çıkarımda bulunmak, farkına varmak, verilen mesajları doğru almak veya hayatımızda ya da işimizde bir şeyleri değiştirmek için gideni hiç duydunuz mu? Film eleştirmenleri, mesleği bu olanlar ve az sayıda meraklısı haricinde pek yoktur diye düşünüyorum, yanlışsam lütfen düzeltir misiniz? Evet bir sinemacı değilim ama bana göre her filmin iyi ya da kötü, az ya da çok temel ve alt mesajları vardır. Hem görsel ve işitsel hafızamıza hitap ederken, bir yandan da eğlenip biraz da bu mesajları alıp üzerinden düşünürsek birçok film çok öğretici de olabiliyor. Yet...

TATİL mi? BAYRAM mı?

Kim söyledi hatırlayamadım ama bir söz vardır. "Reklamın iyisi kötüsü olmaz."mış. Ben de bu sözden yola çıkarak diyorum ki "tatilin iyisi kötüsü de olmaz". Tatil yahu; insanı öyle bir dinlendirir ki beyin hücrelerini yenilerken ruhu da huzura erdirir,öyle değil mi? Negatif yükler bastığın toprağa, havaya, yaz tatili yaptıysan da suya gider ve kaybolur. Adeta üzerinden sanki 1 ton yük bir alınır ya da sinirleri alınmış löp et gibi olursun. İşte bir nevi hardiske format atmak gibi...;) Tatillerden sonra  nasıl da patlamaya hazır bir enerji bombası gibi işe döndüğünüzü lütfen bir anımsayın. Bu yüzden imkanlar dahilinde mutlaka tatil yapmak, her zaman yapmadığın şeyleri yapmak, beyni ve ruhu rutinden dışarı çıkarmak gerektiğine inanırım. Bu hem hayatın güzelliklerinin farkına varmak, hem de daha iyi iş performansı için bence kaçınılmazdır. Ha bir de herşeyi yerinde ve tam yapsak ne olur sanki? İşteyken sonuna kadar iş, ama tatildeyken de elzem olmadığı sürece iş dev...