Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ÖLMEDEN ÖNCE ÖĞRENİLMESİ? GEREKEN 5 FİLM:

Kimimiz için bir tutkudur film ve her fırsatta takip ederiz. Kimimiz de ara sıra izleriz lakin hiç film izlemeyen ve film izlemeyi sevmeyen herhalde yoktur? Peki hemen soralım filmi kulaklarımızla mı izliyoruz, yoksa gözlerimizle mi? 5+1 ses sistemi gibi tüm duyularıyla izleyen acaba var mı? Sadece gerilmek, üzülmek, gülmek, heyacan hatta eğlence için mi sinemaya gidiyoruz? Mesela öğrenmek, çıkarımda bulunmak, farkına varmak, verilen mesajları doğru almak veya hayatımızda ya da işimizde bir şeyleri değiştirmek için gideni hiç duydunuz mu? Film eleştirmenleri, mesleği bu olanlar ve az sayıda meraklısı haricinde pek yoktur diye düşünüyorum, yanlışsam lütfen düzeltir misiniz? Evet bir sinemacı değilim ama bana göre her filmin iyi ya da kötü, az ya da çok temel ve alt mesajları vardır. Hem görsel ve işitsel hafızamıza hitap ederken, bir yandan da eğlenip biraz da bu mesajları alıp üzerinden düşünürsek birçok film çok öğretici de olabiliyor. Yet...

TATİL mi? BAYRAM mı?

Kim söyledi hatırlayamadım ama bir söz vardır. "Reklamın iyisi kötüsü olmaz."mış. Ben de bu sözden yola çıkarak diyorum ki "tatilin iyisi kötüsü de olmaz". Tatil yahu; insanı öyle bir dinlendirir ki beyin hücrelerini yenilerken ruhu da huzura erdirir,öyle değil mi? Negatif yükler bastığın toprağa, havaya, yaz tatili yaptıysan da suya gider ve kaybolur. Adeta üzerinden sanki 1 ton yük bir alınır ya da sinirleri alınmış löp et gibi olursun. İşte bir nevi hardiske format atmak gibi...;) Tatillerden sonra  nasıl da patlamaya hazır bir enerji bombası gibi işe döndüğünüzü lütfen bir anımsayın. Bu yüzden imkanlar dahilinde mutlaka tatil yapmak, her zaman yapmadığın şeyleri yapmak, beyni ve ruhu rutinden dışarı çıkarmak gerektiğine inanırım. Bu hem hayatın güzelliklerinin farkına varmak, hem de daha iyi iş performansı için bence kaçınılmazdır. Ha bir de herşeyi yerinde ve tam yapsak ne olur sanki? İşteyken sonuna kadar iş, ama tatildeyken de elzem olmadığı sürece iş dev...

YILLANMIŞ ÇALIŞAN mısın, YENİ HASAT ÇALIŞAN mı?

Bazı şeylerin yıllandıkça değeri artar. Mesela sanat eserleri, mimari yapılar ne kadar eskiyse o kadar daha değerli oluyor. Mesela Aya Sofia, İshak Paşa Sarayı, Yere Batan Sarnıcı, hatta daha da eski Orhun Yazıtları'nın, Çatalhöyük'ün, Zeugma Tapınağı veya Efes Harabeleri'nin paha biçilmezliğini lütfen bir göz önüne getirin. Değer biçilebilir mi? Eminim yapıldığında da farklıydılar ama asıl günümüzde gerçek değerine ulaştılar. Keza zamanında çok değersiz ve sıradan bir eşya, tedavülden kalktığında ve üzerinden çok sular akıp zaman değiştiğinde antika olup değerli hale gelebiliyor. Örneğin acaba Hitit'lilere kullandığı ve sadece yemek pişirdiği basit toprak kapların günümüzde bir hazineden daha değerli hale geleceğini söyleseler ne diyeceğini sanırım hepimiz tahmin edebiliriz:) Lakin gel gelelim şimdiki değeri inanılmaz. Zamanında 10 kuruş bile etmeyen bazı plaklar şimdi 70-80 liralara satılıyor, buna ne demeli? Şarapta da durum benzer değil midir? Ne kadar esk...

BAŞKA BİR PARİS, izlenimler...

Dünyanın en büyük deniz feneri sizce hangisi? Aynı zamanda Dünyanın 7 harikasından biri de olan ve Mısır'ın İskenderiye Limanı'na karşıcı Pharos Adası'nda MÖ. yıllarda inşa edilen eşsiz İskenderiye Feneri'dir. Yaklaşılk 140 metre olarak yapıldığı tahmin ediliyor. Üzerindeki aynalar ile aşağıda yanan ateşi 50 km uzaktan görülebilmesini sağlarken aslında ne kadar gizemli ve büyüleyici kılacağını tahmin edersiniz.  Ya Türkiye'deki aktif en büyük deniz Feneri nerede? O da Şile'deki fenerdir. Gidip görmenizi ve onu yalnız bırakmamanızı ister gibi mahsun ama dev dalgalara yenik düşmemek için de bir o kadar güçlü olarak falezlerin üzerinde göğe uzanıyor. Peki dünyanın en büyük deniz feneri Paris'te desem eminim gidenler deniz olmayan yerde deniz fenerinin işi ne diye hemen cevabı yapıştıştıracaklardır.  Aslında bana göre nasıl baktığınıza bağlı. Mesela Paris'e bir gün giderseniz alışverişten ve gece hayatından azıcık da olsa kafayı kaldı...

HER TERCİH BİR VAZGEÇİŞTİR!

Merak ediyorum. Neden acaba bir şey tercih ettiğimizde hep seçtiğimiz şeye ve artılarına odaklanıyoruz? Peki tercih ettiğimiz zaman aslında başka bir şeyden de vazgeçmiş olmuyor muyuz?  Vazgeçtiklerimizin eksileri ne olacak? Oldu ki kaybettiklerimiz daha fazlaysa? Aslında hayatın her anında seçimlerle karşılaşıyor, bilinçli ya da bilinçsiz karar veriyor ve tercihler yapıyoruz. Mesela bugün sinemaya giden arkadaş grubun seni çağırdığında evde yatmayı tercih ettin. Ne de olsa yorgunsun. Belki de orada hayatının kadını veya erkeği ile tanışma ihtimalini kaçırmış olamaz mısın? Veya gittiğin bir davette değişik bir yemek sunduklarında burun kıvırıp yemediğinde, hayatındaki en iyi lezzeti kaçırdıysan? Sayısal loto da şu numaraya mı oynayayım, buna mı ikilminden sonra tercih etmediğin numaraya da büyük ikramiye vursa?  İş hayatından da örnekler verelim mi? Ey sen saha satışçısı kardeşim. Bugün bakıyorum komple yatışa geçtmiş ve arazi...

MOBİLİM, MOBİL, ee MOBİLİZ, MOBİLLER. YA SEN?

%100 her konuda olmasa bile bir şey hakkında karar vereceksem genellikle kendimden pay biçerim. Kendime bazı sorular sorar cevaplarına göre de hareket etmeye çalışırım. Emin olun faydasını görüyorum. Buradan raheketle gelin şimdi kendimize birlikte birkaç soru soralım. En son ne zaman çok önemli bir toplantıya giderken kişisel asistanınızı/sekreterinizi/yardımcınızı iş yerinden çıkarken unuttunuz? Güzel, biliyorum eliniz kolunuz o, eminim "nasıl unuturuz ki" diyorsunuz. Yahu herkesin asistanı yok ki diyenlere "bazı modelleri adeta bilim kurgu filmleri gibi yapay zekalı hale bile gelen sürekli elimizde veya cebimizde taşıdığımız birçok şeyi onsuz yapamadığımız yol arkadaşlarımız bizim neyimiz oluyor?" diye soralım mı? Çoktan sorduk bile. O halde ilk soruyu biraz değiştirerek soralım.  En son o iş için herşeyiniz olan (yol tarif eden, bilet alan, müşteriniz ile ilgili araştırma yapan, programınızı en iyi bilen, takvim tutan, check-in yapan, tüm müşteri ve...

İŞ HAYATINDAKİ HIRSIZLAR?

Araba çalmayız! Eşya çalmayız! Para da çalmayız! Peki içimizdeki iş hayatında karar verici konumdaki bazı erkekler? pozitif ayrımcılık yapıp mesleki halde daha yeterli olan bir kadını yükseltmeyerek hakkını gasp etmiş olmuyor muyuz? Bu da bir nevi hırsızlık değil mi? Hani bir şey çalmazdık, onurluyduk vs, ne oldu? Müthiş bir satın almacıyız. Erkek olanından. Hayatta taviz vermeyiz. Çok pis pazarlık yapar adeta satışçıların anasını ağlatan cinsten biriyiz. Şirkete en az maliyetle mal/hizmet alıp karlılığı yükseltmek bizim işimiz. Profilimiz bu da güzel bir kadın satıcı geldiğinde de aynı profesyonelliği koruyabiliyor muyuz? Pazarlığın dibine yine vuruyor muyuz? Hadi itiraf edelim hemen aynı şartlarda başka bir firmadan teklif vermiş erkek satışçının ne kadar şansı var? Bu şekilde daha avantajlı ya da daha iyi fiyata alabileceğimiz yerde objektifliğin aksi yönde davrandığımızda şirketin hakkını gasp etmiş olmuyor muyuz? Nere...